Etiketle Ara

AGAPE: Koşulsuz Aşk

November 12, 2016

 

Eski Yunan’da düşünürler, aşkın her halini ayrı bir sözcükle tanımlamışlar. Yoldaşımıza duyduğumuz bağlılıktan çocuklarımıza hissettiğimiz karşılıksız sevgiye, tutkuyla arzuladığımız sevgiliden kendine tapan narsistlere kadar aşkın dengeli dengesiz ne kadar hali varsa hepsi üstünde kafa patlatmışlar. Bir de demişler ki aşkı tatmak, sevgi almak için ille de romantik ilişkilere yüklenmeyin, hayatınızda aşkın her halini ekin biçin… Bunu ilk okuduğumda, “Aman ne güzel, ben de hayatıma uygulasam ya” diye geçirmiştim içimden… Sonra tabi, serde yazma sevgisi olduğundan, “şunların her birinden ne güzel öyküler çıkar” derken buldum kendimi. Bugünlerde içimden aşk böceği mi çıktı nedir, oturup ilk aşk sözcüğünü karalayıverdim. İlk taslak Agape sözcüğü için; yani koşulsuz aşk…

 

 

 

 

“Bu pantolonun üstüne o gömlek olmuş mu şimdi?

 

“Anne, Allah aşkına karışma!”

 

“Yavrum ne var şimdi sinirlenecek? Bu pantolonun içindeki yeşil kırçıllarla aynı renk gömleğin var ya, onun için söylüyorum ben… Yeni almıştın hani, daha uygun olur diye…”

 

“Ben bu gömleği giydim, bunu seviyorum. Ayrıca görüyorsun ki acelem var artık üstümü de değiştiremem. Çıkmam lazım.”

 

“Aman, sana da hiçbir şey söylenmiyor; hemen bir ters cevap, hemen bağırtı…”

 

“Yahu, kapıdan her çıkışımda giydiklerime bir kulp buluyorsun, farkında mısın? Bir gün karışmadan, giydiklerimle ilgili bir söz söylemeden duramaz mısın?”

 

“Kızım benim huyum bu ne yapayım? Kırk yıllık annene biraz müsamaha göstersen… Beni de böyle kabul etsen olmuyor mu?”

 

“Peki anne… O zaman aynı soruyu sana soruyorum: Kırk yıllık kızını böyle kabul etsen, olmuyor mu? Beni böyle sevsen… Olduğum gibi. Haki pantolon üstüne mor gömlek giyer biçimde… Saçını yandan değil ortadan ayırır şekilde… Beni düzeltme ihtiyacı duymasan… Olmuyor mu?”

 

Sessizlik oldu.

Annemden cevap gelmedi.  

Sanki bir şeyler daha söylemem gerekiyordu ama uzatmak istemedim. Kapıyı vurup çıktım. Adımlarım, her daim ‘koşmak varken yürümek ne kadar saçma’ şiarını benimseyen ergen zihnimle senkron, hızlandıkça hızlandı. Neyse ki hıza dayanamayan sakat dizlerim ani bir acıyla sarsıldı da, derin uykudaki yetişkin halimi kendine getirdi.

 

Bedenimin çeşitli merkezlerinden gelen bu sinyalleri seviyordum. Onlar yokken hayat yolunda freni boşalmış bir kamyon gibi ilerler, ancak duvara bodoslama toslayıp, kafamı gözümü patlattıktan sonra kendime gelirdim çünkü. Beden yaşlanmadan, makine arıza çıkarmadan evvel yetişkin kendim, değil derin uykuda olmak, komadaydı adeta. Neyse ki zaman zaman sıvı kaybından mustarip dizlerim, bazen bel ya da boyun ağrılarım yavaşlamam gerektiği yönünde beni uyarıyordu. Böyle böyle yetişkin, acil durumlara müdahale etmek için devreye girmeye başlar oldu.  

 

Yavaşladım. Nihayet, yetişkinle ergenin diyaloğa geçebilecekleri sakin bir boşluk oluştu.

 

“Tatlım, olay mahallinden koşarak uzaklaşmak istediğini biliyorum ama, kusura bakma… Bu beden ikimizin. Dua et ki uyarıyor… Sonra ay şuram ağrıdı, buram ağrıdı diye baş başa verip dövünüyoruz.”

 

“İyi de haksız mıyım? Bir tek ben mi bıktım annemin her şeyimizi eleştirmesinden?”

 

“Haklıyız da mutsuzuz. Beden dayanmıyor artık, sınırlarını zorluyoruz. Üstelik, yetişkinler dünyasında sorunlarımızı öfkelenerek değil, iletişimle hallediyoruz diye sana defalarca anlattım.”

 

“Ben konuşurken bi zahmet müdahale etseydin o halde! Nasıl bir dünyaymış sizinki hayret ediyorum. Sürekli uykudasın, ben napıyım? Olay olmuş bitmiş, evden çıkmışız, sen ancak kendine geliyosun. Üstelik çıkmadan önce sana zaman da tanıdım bu defa. Kapıyı çarpmadan önce bi durdum. Hani dedim, bizim yetişkin belki iki çift laf söylemek ister ama nerdeee…. Yine dua et, bak önceden konuştuklarımızı dikkate alıyor, devreye girersin diye bekliyorum.”

 

“Canım haklısın, özür diliyorum. Daha önce anlatmaya çalıştım sana. Hastayım… Uyku yapıyor bende bu hastalık durumu. O yüzden senden rica ediyorum. Yoksa ben kendim konuşmaz mıyım… Uyanır uyanmaz önce bedenle uğraşmak zorunda kalıyorum. Tam onu ikna ediyorum, çözmem gereken yeni bir sorunla karşıma çıkıyorsun. Gençsin diye senden destek istiyorum. Lütfen biraz yardımcı ol.”

 

“Off tamam… Hep aynı muhabbetler. Söyle ne söyleyeceksen…”

 

“Sen söyle önce. Neden bu kadar öfkelisin? Asıl derdini bilmezsem nasıl çare bulurum?”

 

“Asıl derdim şu: Annem beni koşulsuz sevsin istiyorum. Ben onu her haliyle seviyorum. Beni eleştirirken bile seviyorum. Annem o çünkü… O neden yapamıyor bunu?”

 

“Çünkü sen gençsin. Biz insanlar ailemizi, arkadaşlarımızı, tüm dünyayı, üstündeki tüm canlıları karşılık beklemeden sevme yeteneğiyle doğuyoruz. Sonra işte, senin yaşlarına gelip de ergenlikten yetişkinliğe adım atmaya başlarken dünyanın o kadar tozpembe bir yer olmadığını anlıyor ve hayal kırıklığına uğruyoruz. Koşulsuz sevmeyi unutuyoruz zamanla. Etrafımızdakiler bizim istediğimiz şekilde insanlar olsun, ya da toplum normlarına uysunlar diye bir takım kriterler belirliyoruz. Sonra da bu beklentilerimizi birbirimize dayatıyoruz. Annem de farkında olmadan bunu yapıyor. Yoksa seni sevmediğinden değil.”

 

“İyi ya işte, sürekli başkalarına beklenti dayatmayalım, o koşulsuz sevgide kalalım diye büyümedim ben… Hem ben onun çocuğuyum. Onun düşünmesi gerekmez mi?”

 

“İşine gelince çocuk, işine gelince gençsin valla… Zaten film nerede koptu ben de anlamakta zorlanıyorum. Aslında ikimiz birlikte yetişkinliğe geçip mis gibi normal düzenimizi kuracaktık. Sen o ergenlikte kalmakta direnince ben kendi kendime büyümek zorunda kaldım. Enerjimiz bölündüğü için uykudayım sürekli. Neyse, girmeyelim eski konulara yine. Kendinle çelişiyorsun haberin yok! Sen şimdi öfke saçmıyor musun etrafa? Nerede kaldı senin koşulsuz sevgin?”

 

“Anlatmaya çalışıyorum ama izin vermiyorlar ki! O yüzden kızıyorum…”

 

“O zaman bağırmadan konuş annemle. Şu öfkeni bir yana bırak. Koşulsuz sevilmek istiyorsan, koşulsuz sev onu.”

 

“Seviyorsan git konuş diyosun yani…?”

 

“Aynen. Ama bağırmadan lütfen… Yetişkinler gibi. Şimdi biraz rahat ver ne olur…  Çok uykum var.”

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Aşkı hatırlatan en yakın ülke

November 26, 2019

1/10
Please reload

Son Paylaşımlar

February 12, 2017

Please reload

Öne Çıkanlar
Please reload

Takip Et
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Instagram Social Icon