Yıl 1956, Marquez’le trene binmişim, Doğu Avrupa’yı geziyorum…


Geçenlerde üç gencin Van Gölü Ekspresi macerasını anlatan bir röportaj okurken, aklım çoktan tren yolculuklarındaydı… Haberi okuduğum gün, Gabriel Garcia Marquez’in Doğu Avrupa’da Yolculuk kitabını yeni bitirmiş, hayalimde kendimi raylarda tıngır mıngır sallanan bir trenin içinde pencereden dışarıyı izlerken yakalamıştım bile… Sanırım benim gibi gezgin ruhlu insanlar, seyahat edemedikleri zamanlarda zihinsel yolculuklar yapmaya devam ediyorlar. Bu hayali yolculukların tetikleyicisi ise çoğu zaman güzel bir kitap oluyor.

Marquez’in Can Yayınları’ndan çıkan yeni (basımı yeni/kendisi eski) kitabı sağ olsun, bu kez de kendimi 1950’li yılların Avrupa’sında, zamanın Demir Perde ülkelerinde seyahat ederken buldum. Birkaç yıl önce, Meksika’nın güneyinde seyahat ettiğim sırada, bir hostelin lobisinde duvara karalanmış, Yolculuk (Viajar) başlıklı şiirden bir dörtlüğe denk gelmiştim. Şiirin Marquez’e ait olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmış, ünlü yazarın daha önce okumadığım şiir ve gezi yazılarını araştırmaya başlamıştım. Haliyle bu yeni kitaba denk gelmek beni çok mutlu etti. Üstadın ağzından seyahat notları okumak, müthiş bir keyif! Hele de bu notlar şahitlik etmediğimiz bir zamana götürüyorlarsa bizi…

Marquez, Doğu Avrupa’da Yolculuk kitabında okuyucuyu Doğu Almanya, Çekoslavakya, Polonya, Macaristan, Sovyetler Birliği ve Ukrayna’da gezdiriyor. Macaristan halkı, daha bir yıl önce Sovyetler’e karşı ayaklanıp devrim yapmış… Almanlar hala duvarın iki yakasında birbirlerinden ayrı hasret çekiyorlar. Bu ülke halklarının pek çoğunun yurtdışına seyahat etme özgürlükleri yok. Bloğun dışındaki dünyada neler olup bittiğini bilmiyorlar. Aralarında bir tek Çekler bu zinciri bir nebze olsun kırmış; gelişmiş sanayileri vesilesiyle en azından ticari ziyaretler yapabiliyorlar. Sovyet halkı endüstriyel gelişime öylesine odaklanmış ki kişisel hayatlarından büyük fedakarlıklar etmişler. Yazarın anlattığına göre, kapitalist dünyada olan olaylardan, gelişmelerden pek çoğu bihaber. O dönemin dünya siyaseti, şehir yapılanmaları, insanların iletişim biçimini anlamak için enfes bir kaynak bu kitap. Tarihe tanıklık eden gezi notları, biz günümüz gezginlerine, seyahat ettiğimiz coğrafyaların tarihini ve halklarını daha iyi tanımak için büyük bir fırsat sunuyor.

Kitapta sözü geçen ülkelerin bazılarını gördüm, bazılarını görmedim… Ama bu kitabı yanıma alıp, o ülkelere yeniden gitmeyi çok isterim. Özellikle Ukrayna’ya… Zira Marquez, komünist rejimin renksiz dünyası içinde Ukrayna’da müthiş renkler yakalamış… İştahınızı kabartmak için Ukrayna tren seyahatinden bir bölüm size:

“İstasyonda erkekler, canlı renklerdeki çok kaliteli pijamaları içinde dolaşıyorlardı. Ben ilk başta onların, bacaklarını hareket ettirmeleri için trenden inen kendi yol arkadaşlarımız olduğunu sanmıştım. Sonra treni karşılamaya çıkan şehir sakinleri olduklarını fark ettim. Günün herhangi bir saatinde, gayet doğal bir tavırla sokakta pijamayla dolaşıyorlardı. Bunun yaz mevsiminde geleneksel bir alışkanlık olduğunu söylediler bana. Pijamaların kalitesinin neden sıradan giysilerinkinden daha üstün olduğunu devlet açıklamıyor.”

Kitaba daha detaylı göz atmak isterseniz, işte linki:

https://canyayinlari.com/Gabriel-Garc%C3%ADa-M%C3%A1rquez/Do%C4%9Fu-Avrupa%E2%80%99da-Yolculuk/9789750732928

Öne Çıkanlar
Son Paylaşımlar
Etiketle Ara
Takip Et
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Instagram Social Icon